Sayfalar

14 Ocak 2009 Çarşamba

Pimpirik, evham, vesvese- Ben böyle değildim yaşarken oldum...

Geçen akşam oğlum duştan çıkmış, missler gibi koka koka yanıma geldi. Gel seveyim azıcık seni dedim. Eskiden kucağa alıyorduk, şimdi ise o beni kucağına oturtacak kadar büyüdü bu nedenle dizlerime yatırdım. Yüzünü severken "aaa burnun kanıyor", dedim. Normalde de ani hava değişimlerinde burnu sık kanar. Baktık kan falan yok ama burun deliklerinde kırmızılık var. El feneriyle tekrar baktım. İçim kalktı, bayılacak gibi oldum. Ona da belli etmiyorum, eşim de yok. Tekrar kendimi toplayıp baktım kocaman kırmızı bir et parçası neredeyse nefes alamayacağı şekilde burun deliğinde duruyor. Bu mevsimde de burnu hep tıkalı gezer normalde de. Kulak-burun-boğaz bakımından da küçüklüğünden beri sabıkalı. Altı yaşında kulaklarına tüp takıldı, bademcikleri, geniz eti alındı. Hah dedim şimdi de burun etleri çıktı. Ona belli etmeden yatmasını bekledim ve netten araştırmaya başladım. Normalde her insanın 3 er tane olmak üzere 2 burun deliğinde de konka denilen etler olurmuş ve bunlar kimi zaman fazlasıyla uzarmış, kortizonlu spreylerle ya da büyük ihtimal yakılarak uzayan kısım yokedilirmiş, tamamen alınması burun cinayetiymiş, miş, mış, miş... Resimlerle destekli bu yazıları okudukça, ameliyat komplikasyonlarına sıra geldikçe ben fena olmaya başladım. Normalde de sık sık bayılan bir tipim. Baktım gidiyorum ayaklarımı yükseğe dikip kendime gelmeye ve bir daha o konuyu okumamaya karar verdim. Eşim geldiğinde heyecanla ona anlattım. O benden evhamlı... Hemen yarın İstanbul' a gidelim dedi. Daha önceki ameliyatını yapan doktora götüreceğiz hesapta. Ben de önce burada bir baktıralım ona göre gideriz dedim. Buradan bir kulak-burun-boğaz doktorundan randevu aldık. Gece hiç uyumadım, çenemi ve kemiklerimi sıkmaktan sabah ağrıyla kalktım. Randevu da okul çıkışı olsun diye akşam üstüne aldığımız için zaman geçmek bilmedi. Giderken de eşim ne gerek vardı buna gitmeye, direkt İstanbul' a gitseydik diye söylenip duruyordu. Neyse gittik doktora. Şikayetiniz? dedi. Oğlumun burnunda et var dedim. Nereden bildiniz, dedi. Gördüm, dedim. Alaycı bir şekilde güldü ve gözünüzle mi gördünüz, dedi. Terbiyem müsaade etmediği için gerekli cevabı veremedim. Muayene etti. Gelin bana da gösterin şu gördüğünüzü, dedi. Gittim ve gösterdim. Birşeye anormal demek için önce normali bilmek gerek, dedi ve güldü. (o evhamlı eşim de onunla birlikte güldü ona daha da çok kızdım) Bu her insanda vardır, dedi. Bende niye yok o zaman, diye çıkıştım. Parçalayasım geldi doktoru alaycı tavırlarından ötürü. Asıl görmeniz gerekeni görmemişsiniz, bu çocuğun burnunun ucu sola kayık, ameliyat edilmesi gerek, dedi. Ben de ameliyat için bir yaş sınırı olduğunu sanıyorum, dedim. Ooooo ben 9 yaşındaki çocuğu bile ameliyat ettim, dedi. İçimden sen benim için bittin, dedim. Çıktık dışarı, arabaya gelirken eşim ünlü bir atasözünü (kedi.............. yaram var demiş) hatırlatarak güldü. Eve geldik, feneri aldık elimize, herkes birbirinin burun deliklerine baktı. Hepimizde de varmış hakikatten:)) Hatta eşim seninki hepimizden büyük, dedi. İki gündür herkes benimle dalga geçiyor ama ne yapayım annelik işte...

4 yorum:

Cocukla Cocuk dedi ki...

Sesi, hayırlı olsun blogun. bence doğrusunu yapmışsın doktora götürmekle. için rahatlamış fena mı?
geçenlerde kızım süsrekli tv nin sesini açıyor , yüksek sesle konuşuyordu ve duymadığını söylüyordu, dikkat çekmek için olabilir diyerek kbb uzmanına gittik, amanın bizim kızın gerçekten orta kulağında iltihap oluşmuş ve duymasında %10 kayıp varmış. kbb cilerin güzel kameralı sistemleri var çok net ekranda gösteriyor herşeyi. tedavi edilmeseydi ilerleyecekti, şimdi sorunu kalmadı.

sesiber dedi ki...

Çok teşekkür ederim.
Ben de öyle dedim de bayağı malzeme oldum bizimkilere:) Oğlumun işitme kaybını biz de geç farkettiğimiz için ameliyata kadar gitti olay. Siz erken farketmişsiniz isabet olmuş.

Leyya dedi ki...

ilahi )))valla çok güldüm )))ama son kertedeki haklı sebebe kesinlikle katılıyorum.ne yapalım annelik işte))
Allah acılarını göstermesin..

Aslı ERATAÇ dedi ki...

Sesicim,
Cok gecmis olsun..ama ne yalan soyliyeyim kahkaha atarak okudum yazini ve muzip cumlelerini :) Cok alemsin:) Neyseki bir sey cikmamis ama yine de cok gecmis olsun ve tabiki yeni blogun hayrli olsun, cok sevindim blog acmana:)
Sevgilerimle,
Asli Eratac