Sayfalar

oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2010 Pazar

Keçe Dinozor Mouse Bilek Yastığı

Bir sonraki postum mavi olacak demiştim, bir önceki postumda. Fakat Pazartesi gelecek mavili post... Pazar günü bu tembel dinozorla Pazar temasına uyalım dedim... 
Keçeden ve dayanıklılığı artsın diye makina dikişiyle yaptım bu dinoyu. İçine boncuk strafor doldurdum. Oyuncak olarak  veya mouse bilek yastığı olarak kullanılabiliyor. Kendisi geçen hafta mavili postun sahibini öpmeye gitti...
Bu arada doğrusunun "dinozor" mu "dinazor" mu, olduğu konusunda yazarken takıldım. Doğrusu "dinozor" muş. Bu da küçük bir bilgi, benim gibi takılanlar için...
Yarınki postun önizlemesi...

8 Nisan 2010 Perşembe

Ada'ya Keçe Baykuş ve Son Durum Raporu...

       Yeğenim Ada, baykuşlardan küçüklüğünden beri çok korkuyor. Özellikle gece duyduğu baykuş sesleri buna sebep oldu sanırım. Yapı olarak ta sebebini bilmediği seslere karşı hep tedirgin. Baykuşun görüntüsüyle sesi pekişince korkusu daha da arttı. Ağaçta canlısını da görmüş çünkü.

       Hep aklımdaydı ona baykuş yapmak. Annesi ve babası vize işlemleri içim İstanbul'a gidince Ada da Pazartesi akşamından beri bizdeydi. Salı sabahı kahvaltıdan sonra, karıştırmaya bayıldığı çalışma odama girdik. Takı penselerine "küçük tamirler" diyor. O küçük tamirlerle oynarken ben de ona bu baykuşu diktim. Arada bana yardım etti. Kanadının elyafını o doldurdu minik elleriyle. Gövdeye yapışacak kareleri yapıştırmama yardım etti. Silikon tabancasını o kullandı. Renk seçimi ona ait. Mor ve kapalı maviyi(koyu mavi) çok seviyor. Yaptığımız andan beri baykuşuyla yatıp kalkıyor, konuşuyor.

       El becerisi 15 yaşındaki oğlumdan neredeyse daha fazla. Makası çok güzel kullanıyor. Alet çantasının içindeki aletlere çok kıymetli bir mücevhere dokunur gibi dokunuyor ve bakıyor. Yapı marketlerin broşürlerini saatlerce elinden düşürmüyor. Bir de küçüklüğünden beri benim pilates topumla aşk yaşıyor. Onlara gidince ya da telefonda resmen topun halini hatırını soruyor. Bu gelişinde onu nasıl patlatabileceği konusunda yaratıcı önerilerde bulundu. Yazlık ev için, "öbür eve giderken topunu götürmeyi unutma", dedi. Giderken de kulağıma, "bir dahaki gelişimde topunu indirebilir miyim?" diye sordu. Koca gözlü, mis kokulu, akıllı bıdığım benim. Gider gitmez özledik onu. 

       Sabahın 7 sinde "günaydın teyzeee" diyen capcanlı sesini, gülen yüzünü, playboy pijamalarını gözüm arayacak yarın sabah. Bu gelişinde abisinin odasında, karşısında yattı, havalara girdi ben de abi oldum, diye...

       Bu akşam aldılar Adacığımı. Ev bomboş kaldı. Eve gider gitmez telefon etti. Unuttuğu bazı oyuncakları için ağladı, sızladı.
Fotoğraflar dün sabaha ait... Baykuşumuz tam bir günlükkken :)

        Dün o öğlen uykusunu uyurken Etsy siparişlerime başladım. İki gün arayla Amerika'ya satılan kuşlu nazarlıklarımın biri baby shower hediyesi olacakmış. Bir kız bebeğin odasını süsleyecekmiş.
       Cuma gününden beri yatılı misafirlerim vardı. Pazartesi gittiler. Alttaki tombul şeker eve mis kokularını bırakıp gitti. Onlar gitti Ada geldi hatta. Hamile kolyesi ve bebek odası yazılarımda bahsettiğim kuzenim bendeydi.Fotoğraf  işte o zaman beklediğimiz Arda'mıza ait. Ona bir kez ben banyo yaptırdım. Çok özlemişim bebek banyosunu. Suyu da çok seviyor. Orada yüzme kursuna gidiyormuş bu şahsiyet :) Henüz 5 aylık...
       Bu aralar internette az zaman geçirip daha çok kitap okumaya gayret ediyorum. Okunacaklar birikti. Oğlum kızıyor bana. Bu aralar hiç kitap okumuyorsun, diye... Hep ben ona derdim, intikam alıyor sanırım :) Pazartesi günü kuaföre gittim. Genelde benim boya faslım 3-3,5 saat sürüyor. Organik boya ve zor kapanan beyazlar söz konusu olunca gelin saçı yaptıracak kadar bekliyorum.(Bu eşimin tanımı) Bu sefer kitabımla girdim. Hiç canım sıkılmadı. Yoksa kuaförde beklemek bana zulüm geliyor.
Benden 5-6 günlük rapor... Çarşamba gecesi taslak hazırladım. Siz Perşembe sabahından itibaren okuyacaksınız..

11 Kasım 2009 Çarşamba

Oyuncaklara Devam



Bu bebeklerden kalan çorapları en küçük parçasına kadar değerlendirdim. Komşumuzun bebeğine hediye ettim. Bu seferkinin başlığını biraz büyük yapmışım. Yukarıdan toplayıp içine elyaf doldurdum. Toplu model oldu. Kedi ve balığı özellikle ince çalıştım. Bbeklerin elleirne kolayca alıp, rahatça kemirmeleri için...
En son kalan elyafla da pazen arabayı yaptım.
Fotoğrafa tıklayın, büyüsün.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Çoraptan Bebek Yaptım

       Cumartesi günü akşam üzeri alelacele yaptım bu bebekleri. O akşam Naz' ın doğum günü kutlaması vardı, hediyesini önceden almıştım ama gitmemize 2 saat kala aklıma düştü bu bebekler. Geçen hafta sırf bu proje için çorap almış ve yıkamıştım. Annem de "artık bebeklerle çok ilgileniyor", demişti telefonda. Yapmam lazımdı acilen...

       El yapımı oyuncakları hep çok sevdim, oğlum için de çok oyuncak yapmıştım. O zamanlar böyle herşeyin fotosunu çekme alışkanlığım yoktu, arşivleyemedim. Erkek çocuklarına yapacağınız oyuncaklar sınırlı. Hazır kızımız varken tüm giyim, süsleme, aksesuar, bebek vs... heveslerimizi alalım. ( Naz için bu konuda çok hayalim var. İlk ojesini ben alacağım, ilk aşkını bana anlatacak, vs... Aannesiyle anlaştık bu konuda, o da tamam, dedi :) )



       Konuyu dağıttım yine... Neyse işte ilk önce pembe bebeği yaptım. Sonra aklıma Naz' ın kuzeni  Duru geldi.  O da 4 yaşında. Mavi çoraptan bir bebek te ona yaptım.

       Bebeklerin kafasında görünen saç, başka bir çorabın burun kısmı. Pembe bebeğin totosu çorabın topuk kısmı. Mavide o kısmı içten diktim. Şapkalar çorapların burun kısmı. Pembede bacakları ayrı çalıştım, mavide birleşik, sadece dikiş geçtim. İçlerine silikonlu elyaf doldurdum.

       Boyun kısmını birleştirmekte zorlandım biraz. Bu akşam bir bebek daha yaptım. Onda başka bir teknik uydurdum, daha kullanışlı ve kolay oldu.

      Yüzünü işledim.

      Bebeklere paket bile yapmaya fırsat olmadan eşim geldi ve gittik. Ada meraklısı çantanın üst kısmında duran bebekleri görünce aklıma kıskanabileceği geldi. Neyse ki, "aaa bebekmiş", diyerek ilgilenmeden çekti, gitti. Naz' ın bütün hediyelerini o açtı. Çoğuna sahip çıktı. Pastanın mumlarını 10 kez yaktırıp, üfledi. İlgiyi Naz' a kaydırmamak için elinden ne geliyorsa yaptı. Ada' yı evindeyken daha bir seviyorum ben. Evinde çok daha tatlı oluyor nedense. Evine çok yakışıyor, diye tabir ediyorum ben bunu. En sonunda yoruldu, cdyi takıp Caillou izlemeye kuruldu. Dedeler, amcalar, babalar, abiler, halalar, teyzeler, anneanneler, babaanneler vs... herkes mecburen tüm gece Caillou izledi :)




       Aslında bun lar geri dönüşüm projeleri ama bizde böyle renkli çorap yoktu. Ben genelde düz renk patik çorap kullanıyorum. Evde olsa da kullanmayı düşünmezdim, çünkü bebek oyuncağı olacağı için kullanılmış materyal kullanmak istemezdim. Çorapları yeni aldım ve yıkadım. Naz her bulduğunu ağzına sokuyor çünkü.

       İkisi de bebeklerini çok sevdiler. Naz' ın yüz ifadesi çok komikti. "Ayyyy", diye diye sarıldı bebişine...

29 Ekim 2009 Perşembe

Sevgili Günlük- Tabu, Kestane, Cimdik, Saç Çekme....



       Genelde kalabalık olunca, bayramlarda falan oynarız tabuyu. Akşam eve girip daha üstümü çıkarmadan, okulun öğleden sonra tatil olması ve yağmur yağması sebebiyle evde feci sıkılan oğlum, "yemekten sonra upwords oynayalım mı?" dedi. Çatıya çıkıp dün tadı damağımda kalan şapka dikme operasyonumun ikincisine kendimi hazırlamışken, bu özel isteği kıramadım.

       Yemek yedik Ben ortalık toplarken baktım o sehpayı hazırlamış. Son anda daha çok eğleniriz diye tabuda karar kıldık. O sırada klasik kestane kesme görevimi de ifa ettim. Komşum tavsiyesi üzerine, maket bıçağıyla kestim bu sefer. Gerçekten çok daha kolay oluyor. Ben de size tavsiye edeyim. Ucunu fazla çıkarmadan, kibar kibar kesiyorsunuz.

       Kestaneler pişerken ben annemi arayayım, dedim. Tam 25.dk konuşmuşuz. Telefonu kapattım, kestaneleri fırından çıkardım.

       Tabu sonrasında ben çok yorgun düşüyorum. Hala kollarım cımırılmaktan acıyor, saçlarım çekilmekten, çenem sıkılmaktan...

         Kuklalı anlatımda süreyi yettiremiyorum, konuşmadan edemiyorum. Sonra da çıngar çıkarıyorum. Daha kalabalıkla çok daha güzel oluyor. Daha da gürültülü oluyor tabii. Oyun sırasında birbirimize davranışlarımızı gören, bir daha bunlar yüzyüze bakmaz herhalde der, hakaretler havada uçuşuyor ama gülmekten de karnımız ağrıyor.

Salonun loş ışığından dolayı fotoğraflar berbat. Fakat kestaneler çok güzeldi :)

       Yarın sabah oğlum uzun zamandan beri katılmadığı bayrama katılacak. Yağmur da yağıyor, ertelenebilir sanırım.

      Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum ve şu güzelim ülke topraklarında bölünmeden, kardeşçe, refah içinde yaşadığımızı gözlerimi kapamadan görmeyi diliyorum.


29 Eylül 2009 Salı

Cappy Kızı ve Lemoneros...

       Geçtiğimiz Perşembe günü bir kargo paketi aldım. Ondan önce cep telefonuma kargo şirketinden tarafıma kargo gönderisi bilgileri olan bir sms aldım. Yanlışlık vardır ya da katalog-broşür vs... dir dedim. Küçük bir kutu geldi.

       Paramarka' dan geliyormuş. Cappy'nin yeni kampanyasıyla ilgili bir aktivite varmış. Sanırım 1.5-2 aydır olan bir aktiviteymiş. Neden bugüne kadar beklemişler onu da anlamadım. Neyse paketi açtım, bir şişe Cappy Limonata, 3 renk Playdough oyun hamuru, bir de gerçek limon çıktı. Limonata içmek için, limon "gerçek limon tadı" manasında, eh bu oyun hamurları da ne, Ada' ya veririm derken, içinden çıkan broşürü okuyayım, dedim. Okuyunca bir mutlu oldum ki anlatamam. Limona hamurlarla veye istediğimiz başka malzemelerle bir karakter tasarlamamız isteniyordu. Tasarladığımız karakter fotolarını siteye yükleyip, yarışmaya katılacaktık.



Dağcı Cappy
      Ödül ne falan diye bile bakmadım inanın. Tam benlik, dedim. Dedim ama düne kadar elime almaya fırsatım olmadı. Sonra internetten takip ettiğim kadarıyla ödülün Nintendo Wii olduğunu öğrendim. Ben çok ilgilenmedim de oğlum pek bir sevindi. O günden beri bana fikirler buluyor, malzeme temini için kendini yırtıyor. :) Dün de okuldan gelip "ne yaptın bakalım, şunu da yap, bunu da", dedi. "Evde limon bitti", dedim.

       Başka zaman ekmek almaya oflaya puflaya giden "sevgili oğlum" gönüllü limon almaya gitmek istedi. :) Neyse ben dün karakterlerimi yaptım. Siteye yükledim. Az önce onay geldi.

       Çalışmama bir göz atıp oy vermeye değer görürseniz oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum. Sıkılmayacağınıza garanti veririm. Video şeklinde yükledim. Fona da Fool's Garden'ın çok sevdiğim parçası, konsepte de pek uygun Lemon Tree' yi koydum.

İzlemek ve oylamak için link burada. Üye olmadan videoyu göremiyorsunuz.


       Siteye üye olmak çok kolay ve zahmetsiz. Üstelik hepinizin faydalanabileceği, çok aktif bir site. Oylama ve yorumlardan da puan kazanabiliyorsunuz. Daha sonra bu puanlar paraya çevrilebiliyor.

Cappy Kızı





Lemoneros


 
 

Bebekleri ve ortamı gerçek limondan, tel, polimer kil, oyun hamuru, boncuk, keçe vs. malzemelerden yaptım. Şezlong mukavvadan. Şemsiye çanta sapı, konserve kapağı ve püskülden. Cappy Kızı'nın saçları da püskülden.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Melez Bebeğim...


Dikkat! Bol fotoğraflı bir post olacak bu :)
Evvelki gece yarısı artık masamı ve odamı toplayayım derken önce dikiş makinamı kaldırdım. Sonra ipleri, kumaşları derken, tellerimin olduğu kutuda, eskiden yhaptığım tel bebeklerden giydirilmemiş bir iskelet takıldı gözüme. Bir de deniz kızı iskeletim var, bir ona bir normal iskelete baktım. Sonrasını hatırlamıyorum. Aşağıya inerken odada bomba patlamış gibi, ben mutlu, yorgun ve uykusuz, bebeğim hamur açma makinasının üzerinde oturuyor haldeydi. Oda halen öyle. Az önce gün ışığını kaçırmadan fotoğraf çekmeye çıktım. Biraz daha dağıttım.
İlk eteğini yaptım. Sonra ceketini... Kafasını çoraptan yapacaktım ama onlar daha karikatürize surat oluyor, hayalimdeki bu değildi. Ahşap boncuktan yapayım, dedim. Permanent kalemlerimi bulamadım ya da bitti attım hatırlamıyorum. Sonra bu kadife boncuğu buldum. Melez güzeli bir yüz çıktı ortaya. Saçları herzamanki gibi yünden değil elimle inceltip tiftiklediğim keçeden yaptım. Ayaklarına da yine tiftiklediğim keçeden botlar yaptım. Aksesuarlarını da tamamladım. Çok sevdim onu...

 

Annemler Ankara'dan döndüler, akşam da bendeydiler. Keçelerimi de getirmişler. Pek mesudum pekkk :)

8 Mart 2009 Pazar

Ada'ya Çoraptan At Yaptım...

Bu atı 10marifette görmüştüm. Ada için yaptım. Henüz görmedi, görünce ne tepki verecek çok merak ediyorum:)
Asıl örnekte sadece kukla şeklinde kafa yapılmıştı. Ben altına oklava ekleyip daha nostaljik bir oyuncak yaptım:)
Evde kahverengi çorap bulamadım. Eşim genelde siyah-lacivert giyer. Bu nedenle dün bir çift çorap ve oklava alıp heyecanla eve geldim. Çorabı elyafla doldurup ağız dikişlerini yaptım. Kulak, burun ve gözleri keçeden yaptım. Yeleleri için evde olan yapay kürk kumaşı kullandım. Dizginleri için oğlumun dün kazayla çıkarıp bir kenara attığı eşofman ipini kullandım. Oklavayı içeriye sıkıca montelemek için etrafına bolca silikon sıkıp o şekilde çoraba yerleştirdim. Çorabın bitim yerini temizlemek için yuvarlak bir keçe parçası kesip, ortasına delik açıp oklavaya geçirdim ve silikonla bitim yerine yapıştırdım.
Bu akşam telefonda "teyzoşum sana at yaptım, adını ne koyalım? ", dedim. "Naz" dedi. Kardeşini at yaptı küçük-minik fesatım benim:))
Çok sevdim onu:)