Sayfalar

bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2011 Perşembe

Sevgili Günlük- Evimizdeki Kuşlar 1

       Evimdeki kuşlar yazı dizimin ilk bölümü... İkinci bölümü olur mu bilmiyorum ama blogun tozunu alayım istedim. Zoraki konu yaptım kendime :)

Malzemelerimi hafta sonu bu eve taşıdık. Bugün ancak yerlerine yerleştirebildim. Her taşınmada daha da çoğalıyorlar. Arabayla 3 seferde taşıdık. Hala hepsi de gelmiş değil.

Yarın bayramımızı yapıp Ankara'ya gidiyoruz. Çok özledim Ankara'mı... Sevdiğim birçok kişiyle görüşeceğim.
Bayramımız hepimize kutlu olsun...

23 Nisan 2011 Cumartesi

Öykü Diyor ki: "23. Nisanda Bu Blog Benim"

       "23 Nisan'da Bloglar Çocukların" projesi; UNICEF ve TOHUM OTİZM sponsorluğunda, H&M, ROCHE ve TÜRK TELEKOM katkılarıyla bu yıl üçüncüsü düzenlendi.

       Gelen mailde kendi çocuğumuz ya da çevremizden seçtiğimiz bir çocuğa, hiçbirini bulamıyorsak onların seçeceği bir çocuğa blogumuzu devredebileceğimiz yazıyordu. Ben son alternatifi seçtim ve blogumu bugüne özel 6 yaşındaki Öykü'ye devrettim :)

       Öykü,UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” resim yarışmasına katıldığı resmini bizimle paylaşıyor... 


       Öykücüğüm, çok teşekkür ederim bu güzel resminle blogumu aydınlattığın, renk kattığın için... Yarışmada başarılar dilerim :)

       H&M, 23 Nisan günü çocuklara devredilen her blog için, yardıma muhtaç çocuklara toplamda 1000 adet kıyafet bağışlıyor. Türk Telekom, bilgisayar ihtiyacı olan çeşitli okullara 10 adet bilgisayar bağışında bulunacak.

       Ben de tüm dünya çocuklarının bayramını tüm içtenliğimle kutluyorum :)

17 Kasım 2010 Çarşamba

Sevgili Günlük- Mutlu Bayramlar

        Hava güzel, herşey güzel, bayram güzel geçiyor. Tıpkı kışlık eve taşındığımız gün kapıdaki kargo paketinden çıkan Markafoni siparişimdeki Twigy terlikler kadar neşeli... Bildiğimiz Crocs modelinin baskı yapılmış ve içi astarlanmış hali. Çok hafif, sıcacık, yumuşacık. Bizim ev çok sıcak olduğu için sabah kalkınca ilk bir saat kadar giyip sonra parmak arası terliklerime dönüyorum ama üşüyen ayaklar için ideal. 
 Kampanyayı kaçıranlar için Pabbuc'da satılıyor. Başka renkleri de mevcut.


       Bugün annemlere gidiyorum, tüm kuzenlerim orada olacak. Bayramların en çok topluca yenilen neşeli yemekler ve el ayak çekilip, pijamalar giyilip, abur cbur eşliğinde laflayıp, sabahlama kısmını seviyorum :)
       Allah herkesin kurbanlarını kabul etsin. Gerçi herkesinkini eder mi bilmem. Bugün hiç tv izlemedim ama izleyenler klasik, utanç verici kurban görüntülerinden bahsediyorlardı. Biz küçük bir ilçede yaşıyoruz ve kendimi bildim bileli çevremizde kan, pislik görmeden yapıldı bu önemli görev... Ne çevre kirletildi, ne hayvanlara eziyet edildi. Buralarda yıllardır çok modern, temiz kesimhanelerde, hem İslami hem de insani (aslında ikisi de aynı)  kurallara uygun kesim yapılıyor. Bu yıl da bir damla kan görmeden teslim aldık etlerimizi.
HERKESE MUTLU BAYRAMLAR....

26 Kasım 2009 Perşembe

Amacından Sapmış Post...

      Şu anda tv. de Uma Thurman'ın "Bir Nefeste Hayat" adlı filmi var. Bir yandan ona takıldım, bir yandan post yazıyorum. Konusu çok ilginç ve güzel işlenmiş. Aşk-ı Memnu'da Firdevs hanımın kırmızı elbisesi nasıldı ama ? Ben de yapıcam, ben de edicem oldum yine. ..Bir de Bihter'in gri elbisesindeki asimetrik yaka süslemesi detayı da güzeldi.

       Akşam üstü itibarıyla bayram hazırlıklarımız bitti. Canım fena halde birşeyler yapmak istiyordu. Gerçekten tuhaf birşey bu istek. Sigara gibi, uyuşturucu gibi. Bazen böyle şeyler elimde başka işler varken de aklıma geliyor, o işin arasına başka iş sokuyorum. O nedenle tamamlanmamış bir sürü proje bekliyor kutularda.

      Bu keçe parçalarının makina dikişi kısımlarını, kendime bayramlık dikerken o an gelen karşı konulmaz ilhamla yapmıştım. Bu arada kendime Fransız mürebbiye elbisesi diktim. Bayan Rotenmayer olacağım yarın :)

      Postum renksiz olmasın diye bu önizlemeyi koydum şimdilik. Bayram sonrası tamamlanmış halini yayınlarım.

      Efenim postun amacı bayramımızı kutlamaktı. Lafı uzattım. Şimdiye kadar yatmış olmam lazımdı. Yoğun bir gün ve hatta 4 gün bizi bekliyor. Erken kalkıp, çok insan ağırlayıp (domuz gribi bahanesiyle öpüşmeyeceğiz oleyyy), yatılı kalanlarla muhabbete dalıp geç yatacağız. İlk günü kayınvalidemlerde, ikinci günü annemlerde olacağız. Belki orada 2 gün kalırım. Kardeşim 5,5 saatte kendi arabasıyla İstanbul'dan Adapazarı' na gelebildi. Bayarm trafiği fecaatmış. (nereden duydum ki ben bu lafı )

       Bayramımızı kutluyorum ve sevgiyle, muhabbetle, sağlıkla, huzurla, 2009 yılına yakışan kurban kesimi görüntüleriyle geçen bir bayram ve bayramlar diliyorum ve diyorum ki, bu açıdan da büyükşehirlerde yaşamak zor. Biz burada yıllardır, keseceğimiz hayvanı, kanını görmeden, etlerimiz buzdolabı poşetlerine sığacak şekilde doğranmış, tertemiz ve vakitlice kestirebiliyoruz kurbanımızı. Sabah en geç 10-11 gibi, bu şekilde eve geliyor etler ve dağıtımını biz yapıyoruz.

       Bayram öncesi baklavalarımızı yaptık. Her zaman bir minik tepsilik hamur artar, onu hemen o gün şerbetlerdik. Bu sene tam geldi, hiç artmadı. Normalde tatlı sevmeyen benim bile bir canım istedi ki sormayın. Dün hazır baklava yufkası aldım. Eve gelip hemen yaptım. Daha önce baklava şeklinde yapmıştım, kesimi çok zor olmuştu. Bu sefer rulo yapıp, burma tatlısı şeklinde yaptım, daha kolay ve güzel oldu. Bol ceviz ve tereyağıyla yaptım.

       Şimdilik benden bu kadar. Bayram sonrası görüşmek üzere, sevgiyle, sağlıkla kalın.

29 Ekim 2009 Perşembe

Sevgili Günlük- Tabu, Kestane, Cimdik, Saç Çekme....



       Genelde kalabalık olunca, bayramlarda falan oynarız tabuyu. Akşam eve girip daha üstümü çıkarmadan, okulun öğleden sonra tatil olması ve yağmur yağması sebebiyle evde feci sıkılan oğlum, "yemekten sonra upwords oynayalım mı?" dedi. Çatıya çıkıp dün tadı damağımda kalan şapka dikme operasyonumun ikincisine kendimi hazırlamışken, bu özel isteği kıramadım.

       Yemek yedik Ben ortalık toplarken baktım o sehpayı hazırlamış. Son anda daha çok eğleniriz diye tabuda karar kıldık. O sırada klasik kestane kesme görevimi de ifa ettim. Komşum tavsiyesi üzerine, maket bıçağıyla kestim bu sefer. Gerçekten çok daha kolay oluyor. Ben de size tavsiye edeyim. Ucunu fazla çıkarmadan, kibar kibar kesiyorsunuz.

       Kestaneler pişerken ben annemi arayayım, dedim. Tam 25.dk konuşmuşuz. Telefonu kapattım, kestaneleri fırından çıkardım.

       Tabu sonrasında ben çok yorgun düşüyorum. Hala kollarım cımırılmaktan acıyor, saçlarım çekilmekten, çenem sıkılmaktan...

         Kuklalı anlatımda süreyi yettiremiyorum, konuşmadan edemiyorum. Sonra da çıngar çıkarıyorum. Daha kalabalıkla çok daha güzel oluyor. Daha da gürültülü oluyor tabii. Oyun sırasında birbirimize davranışlarımızı gören, bir daha bunlar yüzyüze bakmaz herhalde der, hakaretler havada uçuşuyor ama gülmekten de karnımız ağrıyor.

Salonun loş ışığından dolayı fotoğraflar berbat. Fakat kestaneler çok güzeldi :)

       Yarın sabah oğlum uzun zamandan beri katılmadığı bayrama katılacak. Yağmur da yağıyor, ertelenebilir sanırım.

      Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum ve şu güzelim ülke topraklarında bölünmeden, kardeşçe, refah içinde yaşadığımızı gözlerimi kapamadan görmeyi diliyorum.


23 Eylül 2009 Çarşamba

Sevgili Günlük- Bayram Raporu- Günün Blogu Olmuşum :)

1 saat kadar önce eve girdim. Çantaları yerleştirdim. Maillerime bakarken Bloxoo'dan bir sürü mesaj gelmiş, şaşırdım. Bayram mesajlarıdır derken, bir de baktım "günün blogu" seçilmişim. Kategorimde 4-5. sıralardayken bile olmamışken, bloggera giriş sorunu olup tek-tük ziyaretçi alır bir haldeyken, ne yaptım da oldu bilmiyorum ama olmuşum işte.


Bayram her zamanki gibi yoğun geçti.  Her bayram annemlere giderken, annemlerle daha birgün önce görüşmüş bile olsak, eve yaklaştıkça kalbim yerinden çıkacakmış gibi atar, bir an önce uçup gitmek isterim. Bu bayram çok misafirimiz geldi. Biraz da geç kaldık annemlere gitmek için. Her bayram da mutlaka pasta alıp gideriz. Pastanenin önünde, arabanın içinde eşimi beklerken zaman geçmek bilmedi. Geçerken dedemlere uğradık, hemen kalkmak istedim. Bir an önce annemlere gitmeliydim. Yoldan aradım "15 dk. sonra oradayız", dedim. Her zamankinden daha da pırpırdı yüreğim. Eve anahtarla girdim, kapıda kimse yoktu, şaşırdım. Genelde kardeşim, Ada güle oynaya kapıda, hatta annem balkonda bekler bizi. Koridorda kardeşimin eşinin beyazlamış yüzü ve koşuşturmasıyla dona kaldım. "Fenalaştı, fenalaştı, çok fena" diye sağa sola koşturup duruyordu. Sabah babam bağırsakları bozulduğu için acile gitmişti, onu biliyordum, babam fenalaştı sandım. Babam bu nedenle sık sık halsiz düşüp, yatar çünkü. Odaya girdim, annem upuzun yatıyor, herkes başında ağlıyor, erkek kardeşim kilitlenen çenesini açmaya çalışıyor.

O anı bir daha yaşamak istemem. Annem kimseye söylemeden boş bir odaya kendini atıp, baygınlık geçirmiş. Olay henüz olmuş. Eşim 112 yi aradı. Trafik kazası olmuş 2 ambulans ta oradaymış, "daha uzak bir ilçeden ambulans yollayalım ama yarım saati bulur", dediler. Telefonla yardımcı olmaya çalıştılar. Gerçekten  çok ilgilendiler. Biz bu arada aile doktorumuzu çağırdık, annem de yavaş yavaş ayılmaya başlamıştı. Bizi duymuş. "Ambulans istemiyorum", diye işaret etti. Doktor muayene etti. "Kolitten dolayı ağrı şokuna girmiş", dedi. O gün bel korsesini de takmış, o da diyaframa baskı yaptığı için ağrısı çoğalmış. Kalp krizi belirtileri vermiş. Annem arada oluyor böyle ama biz yanında olmuyorduk. Babamlayken olmuştu birkaç kez. Sanırsam da genetik. Aynı şey, 2 teyzemde ve bende de var. Kolit sancısından kaç kez bayıldığımı hatırlamıyorum. Hatta bir keresinde ben de bayram sabahı bayılıp, koridorda halıfleksin üzerine düşmüştüm. Düşmenin şiddetiyle sert halı yüzümü fena halde zımparalamış, kaç gün yüzümde, kollarımda morluk ve çiziklerle gezmiştim. Teyzemse bir sabah postacıya kapıyı açıp bayılmış, postacının ödünü kopartmıştı. Annemse bayılacağını anlayınca kendine yumuşak bir yer seçmiş.

Annemi yalnız bırakmamak için, dün dönecekken, birgün daha uzattık dönüşümüzü. Yarın zaten okullar açılıyor. Maraton başlıyor. Yarın oğlumun yeni okulunda yeni arkadaşlarıyla ilk günü.


Hava çok soğudu. Annemler kaloriferleri yakmıştı bile. Ben de ufoyu çatıdan indirsek mi diye düşünmekteyim.

Annemlerden yine bir şeyler toplayıp getirdim. Eskiden herkesin evinde olan cam büyük meyveliklerden biri annemlerin üst katta öyle durup duruyordu. Bugün anneme "ben bunu alıyorum", dedim. "Ne istersen al", dedi. Pek mutlu oldu. Getirdim, salondaki masamın üzerine koydum, çok yakıştı. Bir de rahmetli anneannemle annem ve babamın olduğu küçük bir fotoğrafı çaldım. Büyütüp, anneme sürpriz yapacağım. Bir sürü de kumaş verdi annem.

Hamiş: Bu sıralar 10 Marifeti sıkı takip edin, ödüllü aktivitelere hazırlıklı olun :)