Sayfalar

26 Eylül 2009 Cumartesi

Sevgili Günlük- Eski Camlar...


Bayramda annemlerden yine bir sürü şey topladığımı yazmıştım. Bu klasik cam meyvelik te onlardan biri. Mutlaka çoğumuzun evinde çeşitli renklerinden olmuştur bir zamanlar. Eşim de görünce "bizde de kahverengi olanı vardı", dedi.

Eski eşyaları kullanmayı yeni birşeyler almaktan daha çok seviyorum. Fakat herkesin eskisini değil. Enerjisinden emin olduğum, bana-bize, tanıdığım ve sevdiğim insanlara ait yaşanmışlıkları olan eşyalardan başka ikinci el sokmam evime. Eşyaların oldukları ortama duygusal anlamda iyi ya da kötü bir şeyler kattığını hep düşünmüşümdür. Kendi el emeğim olan eşyaları kullanmayı da çok seviyorum. Nasıl güzel duygularla yapıyorum onları. Bunun pozitif enerji adına mutlaka bir geri dönüşü olmalı ve olduğunu da hissediyorum.

Bu cam meyvelik de çocukluğumdan beri yaşadığım bütün evlerin çeşitli yerlerini süsledi, durdu. Babamın memuriyeti sebebiyle o kadar çok ev değiştirdik, taşınırken kırılmadan bugüne gelmiş.

Bazı evlere gidince oraya buraya atılmış, güzelim eski eşyaları görünce de hep içim cız eder. Birçok insana garip gelen bu  eskiye merakım, verdiğim değer beni çok manevi anlamda çok mutlu ediyor.

Annemin kestiği upuzun saçı da sandığında durur. Ondan kendime çıt-çıt yaptırmayı da düşünmüştüm. Fakat gerçek insan saçı kullanmanın dinimizce sakıncalı olduğunu okuduktan sonra bu planım suya düştü. İnsanın her zerresine duyulan saygı nedeniyle, başkasına ait insan saçının kullanılmasının yasak olduğu, hayvansal ya da yapay kılların bu amaçla kullanılabileceği yazıyordu bir ayette. Tam da çıt-çıt yaptırmayı düşündüğüm bir dönemde o ayeti okumamın tesadüf olmadığını düşünerek, vazgeçtim.

7 yorum:

Malla dedi ki...

bende seviyorum eski eşyaları, hele anneciğiminkileri içime soka soka kullanıyorum:( değer bilmeyenlere şaşıyorum...

ŞANSLI dedi ki...

Canım benim ablamda eski eşyalara çok önem verir senin gibi!paylaşımın için teşekkürler.
Sevgiler...

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

:) Aynı rengin vazosu var bende. Bir kaç yaş küçük kız kardeşim gibidir kendisi. Kurutulmuş çiçekler barındırır bedeninde ve bir zamanların -aslında her devrin- modası olan bu objeleri yeni kurulmuş evlerde gördüğümde geçmiş anıların bizler için ne büyük önem taşıdığını düşünür hayaller kurarım. Ne çiçekler kondu benim vazoma, ne hormonsuz en tazesinden yemişler, meyvalar girdi meyveliğine.. Ve ilginçtir; sağlamlıklarından mıdır; bilinçaltı kırılmasınlar diye özendiğimizden midir nedir; onlar hiç kırılmıyor. Kırılmasınlar da..
Sakla o saçı.. Annen daha iyi değil mi?
Öpüyorum..

GÖNÜLDEN ELE dedi ki...

Sevgili Sesi;
Bende çok seviyorum sevdiklerimden kalan eskileri.
Anneminde bu camların farklı versiyonlarından şekerlik ve küllükleri var.
Hatta bu gidişimde al götür dedi ama korktum.
Sürekli taşınıyorum ve evim şu an uygun değil.Zarar görsün istemedim hiç.
Hele emek verdikleri şeyler ayrı çeker ilgimi.
Ne duygularla heler hissederek işlenmiştir o nakışlar kimbilir.
Güle güle kullan diyorum.
Sevgiler.

mayri dedi ki...

Bende öyle anneme gidince gözüm sağda solda olur. Genelde annemin kullanmadıklarını alırım. Kullandıklarına da bu benim diye adını koyarım.

<:))

tasarım mekani dedi ki...

Rahmetli ananemin kocaman eski bir sandigi vardi. Her tatilde acar icine bakardim saatlerce. Cok hosuma giderdi. Evinde o kadar guzel antik esyalari vardi ki... Simdi onlar noldu neredeler hic bilmiyorum... Arasamda daha bulamam..hayirli pazarlar.. medinem

sesiber dedi ki...

teşekkür ederim arkadaşlar.,

Gülencim annem iyi çok şükür.