Sayfalar

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Sevgili Günlük- Gözlük Muhabbeti...

Bugün yazın oturduğumuz evimizin açılışını yapmak üzere gittim. Temizliğe kadın geldi, bitmedi çarşamba günü de gelecek. Yarın başka işlerim var, bir gün mola vermek te iyi gelecek. Hem bu arada makinada yıkadığım küçük halılarım kurumuş ve halı yıkama şirketine verdiğim halılarım da gelmiş olacak. Hava da bugün ne kötüydü. Güneş istiyorum, güneşle uyanmak istiyorum. Şu anda bileklerim müthiş derecede ağrıyor. Özellikle 4-5 aydır ellerim ve bileklerim çok sık ağrıyor nedense. Takı yaparken, özellikle telle çalışırken, polimer kilde merdaneyle ve makinayla çalışırken, keçe çalışırken, laptop başındayken... toplamda bileklerimin canına okudum sanıyorum, bunlar onun sinyalleri. Geçen sene bu zamanlar ellerimdeki nikel sülfat allerjisiyle uğraşmaya başlamıştım, bu yılki el arızam bakalım ne olacak derken ağrılarım başladı. Ellerimi açık tutmakta zorlanıyorum. Var benim bu ellerimde birşey. Bir aralar üstüste 3 yıl periyodik olarak ayaklarımla uğraştım. Bir yıl ayak bileğim çatladı, bir yıl topuğum çıktı, bir yıl feci şekilde burkulup şişti. Şimdi sıra ellerimde sanırım.
Yıllardır lens kullanmak sebebiyle ara verdiğim ve şu anda lens kullanamadığım ve laser olamadığım için kullanmak zorunda olduğum gözlüklerim de bugün elime geçti. Bütün gün gördüğüm tüm kemik çerçeveleri deneyip (allerjimden dolayı metal kullanamıyorum) sonunda üfff tamam bu olsun dediğim sevgili gıcık gözlüklerim. Akşam eve geldiğimde masanın üzerinde duruyorlardı. Burberry kılıfının şirinliği bile cezbetmedi beni. Önce gizli gizli takıp aynaya baktım. "Bööğğk" dedim. Gözlükçüde daha güzel olmuştu oysa ki... Eşim içeriden, "kesin gözlüğünü takıp aynaya bakıyorsun, değil mi?" diye seslendi. Oğlum da onu tasdikledi. "İçeri gelsene", dediler. Özel istek üzerine yanlarına gittim. "Hiç beğenmedim", dedim. Eşim, "çok güzelmiş, çok ta yakıştı", dedi. "Ben bu şeyi dışarıda takmam", dedim. Bana güldüler. Gözlüğümü takıp, hiçbirşey göremeyip, "uwwww sen normalde nasıl görüyordun", diyerek şaşırdılar. Eşim, "beni nasıl buldun", diye gıcık bir espri bile yaptı. O saatten beri çıkarmadım ama aklımdan da çıkarmadım. Dışarıda takmam ben bunu. Zaten kırmızılısını almadığıma pişman oldum. Orada çok çiğ, basit gelmişti gözüme...
Tüm bunların yanında acayip güzelmiş dünya, acayip renkliymiş, netmiş. Laptopun ekranı pırıl pırıl parlıyor. Elif Şafak'ın Aşk'ını alıp 50 küsur sayfa okumuş, iş-güç ara verip günlerdir başucumda bekletiyordum, bu gazla 2 saat kitap bile okudum...
Sinyal kalitesindeki düşüş ve öbür eve geçeceğimiz için Digitürkü kapatma başvurusu yapmıştık. Türlü indirim seçeneklerini kabul etmeyince Mayıs ayına kadar ücretsiz izleyin, öyle karar verin demişlerdi. Bu sabah itibarıyla Digitürk te kapandı. Hatta arkadaşlarım bugün Türkmax'ta çıkacaklardı, onları da izleyemedim. İnternet bağlantım için de 9 Mayısta kapatılmak üzere dün akşam Koçneti aradım. Aynı zamanda diğer ev için internet başvurumu da yaptım.
Yarın anneler günü hediyeleri, arkadaş toplantısı, her yerde arayıp istediğim gibi olanını bulamayıp, internet sitesinden gözüme kestirip İstanbul, Adapazarı ve Düzce olmak üzere üç ayrı Mudo mağazasında da bulamayıp yine Mudo'nun internet sitesinden sipariş vermek zorunda kaldığım deri suplalarım için banka havalelesi yapmak üzere, dışarıda bir ton işim var. İnternet sitesinde bile en fazla 11 adet sipariş verebilirsiniz diyordu. Ben de 11 adet saçma geldiği ve zaten masaya da 10 adetten fazla servis sığmadığı için 10 adet sipariş verdim. Bu arada bugün taaa yılbaşında Ankara'dan aldığım kumaşlarımı masamda nihayet ölçüp biçip masa örtüsü olacak şekilde kestim. Yarın onları da dikime vereceğim. Lakin uğraşamayacağım köşe falan yapmakla. İki hafta sonra kalabalık bir gruba yemek davetim var. Onun için bu hummalı hazırlık...
Gerçek günlük yazıyor gibi hissettim kendimi. Daha fazla özele girmeden, mektubuma burada son veriyorum.
Bir de MUTLUYUM...

7 yorum:

beyaz mendil dedi ki...

Tam bir günlük gibi olmuş,yazını çok beğendim.Sana kolay gelsin hayatım ama kendini de çok yorma.Sevgilerimle

malla dedi ki...

Temizlik telaşı ben de var,bir ara fttırabilirdim.Gidip bir kaşık passiflora içtim.Dinlenmek için bloga bakıyorum. Yoksa başka kafamı dağıtan bişey yok.Yakın gözlüksüz hiç bi şey yapamıyorum. Uzak ta idare ederde o kadar da değil.Çok şık bir gözlük aldım ama ben de dışarda takmıyorum. Yakın gözlüğmü de boynuma asınca dışar da saklıyorum. ııyk ne fena... sana da kolay gelsin...

sesiber dedi ki...

Büşra teşekkür ederim.
Mallacım yalnız değilmişim çok şükür:))

ŞANSLI dedi ki...

Canım samimi yazmışsın,okurken zevk alarak okudum.Kendini çok yorma yani biraz kendini idareli kullan.Ellerine masaj gibi şeyler yaptır.Kolay gelsin.
İyi geceler.

saniye dedi ki...

ellerin için çok geçmiş olsun bayağı bi koşuşturman var kolay gelsin sevgilerimle

GeCe dedi ki...

güle güle kullan gözlüklerini bence dert etme sağlık daha önemli ellerini de ihmal etme çok hamarat bayanların sorunu bu

sesiber dedi ki...

Şanslı, Saniye, gececim çoook teşekkür ederim.