Sayfalar

19 Haziran 2009 Cuma

Nako'nun Minişleri...

İki gündür yoktum. Anneme gittim. Açtırdığı mutfak balkonu için diktirdiğimiz tüllerini almaya gittik akşamüstü. Babam arabayı parkederken biz de fırsat bu fırsat annemin meşhur yüncüsüne uğradık. Bu minişleri o anda gördüm ve vuruldum.
Nako 10 gr.lık- 36 metreye denk gelen minik yumaklar hazırlamış. 10 adet farklı renklerde bir pakette 3 liraya satılıyor. Ördüğümüz örgüleri süslemek amacıyla üretilmiş. Çok ta mantıklı... El işi orlonunun tanesi 1.5 lira. Bir çiçek bile yapmak için bir adet almak zorundasınız. Bunlarla minik işlemeler, motifler yapmak zevkli ve ekonomik. Ben keçe çalışmalarım için 2 ayrı paket aldım. her pakette farklı renk kombinasyonları var. Amigurumi çalışanların da işlerine yarar sanıyorum. Paketler de bir sevimli ki sormayın. Yüncü amca merak etti bununla ne yapacağımı. Daha o gün göndermiş firma ona. İlk ben almışım. Çantamdan keçe sigaralığımı çıkarıp gösterdim. "Çok iyi fikir, ben de ona göre öneriririm müşterime", dedi. Nako'nun sitesi http://www.nako.com.tr

18 Haziran 2009 Perşembe

17 Haziran 2009 Çarşamba

Teyzoşlar Bu da Bodrum'a Gitmek İstiyor...

Bu aksesuar da Bodrum'daki teyzemlere gideceklerden. Daha önce, dükkan zamanında da çok yapmıştım bunlardan. Çıfıt çarşısı gibi, evde ne varsa takıp takıştırdım. Polimer kil boncuklardan, annemin ördüğü çiçeklere ve pek tabii püsküllere vs... kadar ne varsa kullandım. Araya da çöp şiş yerleştirdim.
Bu geçen yaz kendi verandam için yaptığım. Altına ses çıkarsın diye eski rüzgar çanımın çubuklarını ve pazardan aldığım inek çanını da taktım. Bıdığın boynuna geçen kış yeni tasma ve zil alırken keşfettim ki; petshoplarda çok çeşitli ziller, çanlar var. Üstelik bu inek zillerinden daha ucuz :) Takılacak hayvanın hacmine göre fiyat biçiliyor sanırım. Daha sonra dükkanda satmak için yaptıklarıma kedi, köpek zillerinden alıp taktım, maliyeti düşürmek adına...

Ben Yapmadım- Elmalı Tablo

Bu tablonun benzerini ahşap boyama malzemelerimi aldığım bayanın dükkanında gördüm. Dekopaj uygulayarak yapmış. Çerçevesi sedefli beyazdı. Resmi çok beğendim. Malzemelerini alıp yapayım derken, aklıma fiyatını sormak geldi. O kadar uygun bir fiyat söyledi ki, çerçeve, boya, fotokopi kağıdı  alsam daha pahalıya geliyordu. Tutkal, vernik vs... evde vardı onları ve emeğimi hesaba katmıyorum daha..

Ben de koyu renk çerçevelisini sipariş verdim. Sipariş verirken söylemeyi unutmuşum. Kenarlarına yaldız eskitme istemiyordum. Neyse almaya gidince de birşey söylemedim. Çünkü benim hatamdı bu ayrıntıyı atlamak. Fena da olmamıştı ama ben bu heryere, herşeye yaldız olayından bayılacağım yakında. Evime de hiç uymuyor zaten. Çerçevede pek belli değil. Biraz da ben sonradan parmağıma eskitme kahve sürüp üzerinden hafif geçtim. Daha görünmez oldu.

16 Haziran 2009 Salı

Sevgili Günlük- Mikrodalgada Brownie

       Okul tatil olduğundan beri ailecek öğlene doğru kalkıp düzensiz bir hayat sürmeye başladık. Kahvaltı sonrası akşama kadar evde bangır bangır çalan müzik... Tamam müzik zevklerimiz aynı da ses yüksekliği bazen "aaaaaaaaaaa" diye bağırma isteğine sebep oluyor,  içime bağırıyorum. Ya sabır, nereye kadar...
     
       Şimdi şunu yapalım, birazdan bunu yiyelim, şunu içelim... 3 ay böyle mi geçecek?  Kahvaltıdan sonra uzun süredir denemek istediğim mikro dalga fırında keki yaptım. Gerçekten de 7 dk. da pişti yahu. Hazırlaması pişmesinden daha uzun. Tezgahı toplayana kadar kek pişmişti. Kocaman birer bardak soğuk sütle bayıla bayıla yedik. Oğlumun arkadaşı uğramıştı o ara. Ona da ikram ettik. Bayıldı, "anneme de verir misin tarifini", dedi. Az önce de annesi aradı, "sen bir kek yapmışsın, hayatımda öyle güzel brownie yemedim diyor bizimki", dedi.Gurur oldum tabii... Ben keşfetmişçesine mutlu oldum :) Fotoğraf çekecektim ama kenar köşe kaldı, başka sefere inşallah...Şimdi tuzlu ne yapsam derdine düştüm. Ev kalkmış gidiyor, ben bu arada komşuya geçip bir el projesi başlattım, ödev verdim, akşamüstü beraber yine hobi çalışmamız var.


       İki tane tunik kestim. Çatıda yerde öyle yayılmış bekliyorlar beni. Kitaplarım başucumda tozlanıyor. Bu yaz rehaveti kışı aratıyor bazen. Geceler pek kısa. Yemeği erken yiyoruz, biraz vakit geçirip yürüyoruz. Gelince de birşeye başlayamıyorum.


       Gelelim kekin tarifine. Googledan aratınca karşıma ilk Devletşah  çıktı. Adı referanstır zaten. Daha fazla aramadan kendimi mutfakta buldum. Laptopu tezgaha koyup baka baka malzemeleri hazırladım. Ben kendimce değişiklikler yaptım. Tarifte 1.5 bardak şeker diyor, ben 1 bardak koydum. Sıvıyağ diyor ben tereyağ+sıvı yağ kullandım. İki bardak sos ayırma kısmında takıldım ama yorumlarda ısrarla 2 bardak ayırılması gerektiği vurgulanmış. İyi de oldu. Tam sevdiğimiz kıvamda ıpıslak oldu. Bu ölçüler tek tepsi için biraz çok gibi görünüyor ilk bakışta fakat 2 su bardağı ayırınca normal oluyor. Sadece benim gibi boğazınızı yakan şeker tadından hoşlanmıyorsanız şekeri azaltabilirsiniz. Mikrodalga fırınlara büyük boy kare borcam sığmıyor ben küçük yuvarlak borcamda yaptım. Muflin kaplarında da yapılabilir. Bende silikon kalıp vardı, mikrodalga fırında pişeceği için kullanmadım.


       Az önce yemeğe gelen eşim de yemek üzerine tatlı niyetine 2 dilim yedi. Normalde ıslak kek pek sevmez, bunu çok beğendi. Daha cıvık ve yumuşak olduğu için sanırım ağdalı tatlı muamelesi yaptı keke :)

Bodrum Yolcusu Kapı Süslerim...

Daha önceki postumda kuş ve mantarları kapı süslerinde kullandığımı yazmıştım. Kelebek ve kuşları yine pencere önlerim temalı postumda saksılarımda görmüştünüz.
Malzemeleri Euroflora'dan almıştım.
Bunları bir ay kadar önce yaptım. Bodrum'daki 2 teyzemin kapılarını süsleyecekler.
Gördüğünüz gibi çok basit.
Bu daha önce kendim için keçeden yaptığım kapı süsüm. Burada
görmüştünüz.