Sayfalar

5 Haziran 2009 Cuma

Damacana Kapaklarından...

Bunlar sanırım son iğneliklerim. Zaten yazın böyle şeylerle çok uğraşamıyorum. Kışa kadar da başka birşeylere merak sarmış olurum nasılsa. Su damacanası kapaklarından yaptım bunları. Kapaktan 2 cam. kadar geniş daireler kesip büzgü teğeli aldım. Kapak çevresine göre büzüp sıcak silikonla yapıştırdım. Kapaktan 5-6 cm kadar geniş daireler kesip onlara da büzgü teğeli aldım. İçlerini elyaf doldurup zemine yerleştirip, kenarlardan yapıştırdım. Altı turunculu olanı yapıştırmak yerine diktim. Canımın istediği gibi süsledim. Pembeyi bileklik şeklinde yaptım ama cırtlarını henüz dikmedim. Siz bakarken dikilmiş gibi hayal edin.
Arka görünüşleri...

4 Haziran 2009 Perşembe

Geri Döndülerrrr :)

Yine bir gece vakti öbür evden üşenmeyip taşıdığım (hatta giysilerimden, ayakkabılarımdan, çantalarımdan bile önce kapıp geldiğim) kutudan çıkan çer-çöplerden yaptığım iğneliklerim ve de düğmelik+iğneliklerim.
Biten makaralardan daha önce de iğne yastıkları yapmıştım. Bu seferkiler de böyle...
Bir ara kendime kızıp evde hiç kavanoz biriktirmiyordum. Bunları yaptığımdan beri yine atamaz oldum. Üstelik kardeşim de mama kavanozlarını toplayıp getiriyor, ben o kavanozları bitireceğim diye helak oluyorum. Yok, tamam artık, iğnelik yapmaya son veriyorum. Bundan sonra bir posta daha damacana kapağıyla yaptıklarım var. Söz veriyorum onlardan sonra son :)

3 Haziran 2009 Çarşamba

Sevgili Günlük- Hobi Günlerimiz 1

Sitedeki hobi günlerimizi bugün başlattık.Sabırsız öğrencilerim (komşularım) öğleden sonra masayı kurmuş zımparalamaya başlamıştı bile. Önce aldıkları kutuları boyadık. Onlar kururken etraftaki saksılara sulandık :)
Eline hiç fırça almamış, kenardan bizi izleyen ve sürekli "ama ben el yapmak istiyordum", :) diyen Belma abla sonunda dayanamayıp evdeki küçük saksılarını kaktüs dikmek üzere boyadı.
Sonra hızını alamayıp Neval ablanın çöp küpünü boyadı. Ben de eskitmesini yaptım.
Resme hiç yeteneğim yok diyen Sebla evin girişine koymak üzere boyadığı mumluğu mine çiçekleriyle süslerken...
Boyadıklarımız kururken aklımıza esti, küpçüye gittik. Arabanın bagajını ve kucaklarımızı küpler, testiler, mumluklarla doldurup eve geldik.
Yarınki dersimiz bunlar. Yarın hava sıcaklığı 37 derece olacakmış. Akşamüstü boyamaya başlarız sanırım.
Boyadıklarımızın ufak tefek tamamlanacak işleri var. Yarın tamamlanmış haliyle fotoğraflarını yayınlarım.

Sevgili Günlük- Usta Muhabbeti...

Dün nihayet çerçevelerin ve verandanın boyanmasıyla evin bu sezonluk bakım ve tadilat işleri bitti sanırım. Hayatımda görmediğim derecede temiz, düzenli ustalarla karşılaştım. 3 kişi sabah 9:00 da geldiler. Evin heryerine dağıldılar. Elektrik süpürgesini de istediler. Zımpara tozlarını süpürdüler. Yanlışlıkla döktükleri, bulaştırdıkları heryeri sildiler. Onlar en son dış kapı, kiler tarafındayken ben verandayı yıkayıp yerleştirdim. O sırada oraya gelip, görünce, niye yıkadınız, taşıdınız, biz yapardık, diyerek, kendimi Harikalar Diyarı'ndaki Alis gibi hissetmeme sebep oldular. Akşam 18.30 da koca evin bütün çerçeveleri, veranda ve kiler, dış kapı vs... boyanmış, ortalık toplanmış, ustalarımız grand tuvalet giyinmiş bize kibarca veda ediyorlardı. Yatıya kalın, diyesim geldi. Peşlerinden normal bir süpürge gezdirip, sildim o kadar. Camları bile silmedim. Ne bir vernik kalıntısı ne de parmak izi yoktu. Neyse ben dünden beri tüm çevreme öyle bir anlattım ki onları, Fikri Mühim kampanyasında olsak, şahane rapor verirdim bu sevinçle, memnuniyetle. Hepsi bir yana geçen hafta gelen ömür törpüsü ustalardan sonra ilaç gibi geldiler.
Akşam 20:30 gibi işimiz, duşumuz bitmiş, verandada hiçbirşey olmamış gibi akşam yemeğimizi yiyorduk.
Bugün dünden kalan rahatlamayla sabah ta oğlumun hafta sonu girecek olduğu SBS sınavından dolayı, okula değil, dersaneye gitme tercihiyle erken kalkmadık. Keyifli bir kahvaltı ve arkasından komşularla uzun bir kahve muhabbetinden sonra sözleşip 14:00 gibi evden çıktık. Ayça'nın geri gelen elini tekrar postaya vermem ve bir arkadaşta toplanmamız gerektiği için ben çarşıda onlardan ayrıldım. Postanedeki işimi görüp arkadaşıma gittim. Unutkanlık had safhada ya; o toplaşma günü bugün değil, perşembeymiş. Arkadaşımın "olsun, gel otururuz", ısrarlarına rağmen, evinin kalkmış-gidiyor tabir edilen durumda oluşu ve onu sıkıntıya sokmak istemeyişimden dolayı "perşembe görüşürüz" diyerek, yine çarşıya attım kendimi. Biraz market alışverişi yapıp, geldiğim grubu aradım. Onlar da çiçekçideymiş. Ben de oraya gittim. Bahçeye kasa kasa çiçekler alıp, eve döndük. Çiçekleri dikip, çayımızı içtik. Çay faslı sonrası "enginar ayıklama ve pişirme kursu" alıp eve gelip enginarlarımı ayıklayıp, pişirdim. Hayatımda ilk kez yaptım bunu. O kocaman bitkiyi kese, kopara minnacık birşey kalıyor geriye. Annem hep ayıklanmış alır ve hep o pişirirdi. Böyle zahmetli olduğunu bilmiyordum. Sonuçta bir daha ya enginar almamaya ya da sadece ve sadece ayıklanmış almaya kendi kendime söz verdim.
Zaten lezzet bakımından çok ta özlenecek bir sebze değil, vitamin olsun diye arada bir yenilebilir o kadar...
En büyük PATATES, başka büyük yok!
Yemekten bir süre sonra yağan yağmurla gelen miss gibi toprak ve hanımeli kokularının eşliğinde 1 saat kadar yürüyüp, arkasından komşumuzun balkonunda, bol muhabbetli yaprak sarma eşliğinde çay içip (niye yürüdüysek), arkasından dondurmaları götürdük. Sonra keyif için ağır tempoda 5 tur daha yürüdük.
Oğlum hala arkadaşlarıyla dışarıda. Onlar da başka bir verandada çekirdek çitleyip, gülüşüyorlar. Hafta sonu SBS var. Biraz rahatlasın, gevşesin istiyorum. Olsa da bitse şu SBS...
Bizler yaz ve yazlık moduna girdik, darısı isteyenlerin başına...

2 Haziran 2009 Salı

Begonvilli Ev İçin Yaptığım Elim...

Elim Sende Etkinliğimiz içerisinde Begonvilli Ev'in sahibesi İsmet Hanım için yaptım bu eli.
Son çalıştığım ellerin çoğu kişiye özel oldu. İsmet Hanım daha önce Mine'ye tasarladığım eldeki köpeğimiz Bıdık'ın minyatürünü çok beğenmiş ve kendi köpeğinden bahsetmişti.
Ona özel bir el çalışmak istediğimde öncelikli olan köpeği Minik'ti.
Sonra kendisine saç rengini, tarzını sordum. Uzun kahverengi saçlı ve biraz süslüyüm :) dedi. Sıkı bir okuyucu olduğunu, resme, dikişe olan merak ve yeteneğini blogundan biliyordum zaten. Hatta bana yolladığı el de buradaki fırça tutan eldi. Elindeki ince işçiliği anlatacak kelime bulamıyorum. Bebeğin iskeletini tel, çorap ve yünden çalışıp, giydirip, süsledim. Miniği küçüklüğümden beri çizdiğim klasik köpek figüründen esinlenerek gözkararı kestim. Tasmasına minik bir zil taktım. Keçeden kitap yaptım ve yazdım:) 0.80 mmlik telden gözlük yaptım. 0.60 mmlik telden makas yaptım. Minik bir kağıda ip sarıp masura yaptım. Yine keçeden palet ve fırça yaptım. Doğa sevgisi adına bir yaprak kondurdum. Zerafet adına dantelli ve güllü bir detay hazırladım. İşaret parmağıma da papatya imzamı attım. İşte benim gözümden İsmet Hanım...

1 Haziran 2009 Pazartesi

İskelet Elim...

Yine Elim Sende etkinliğinde kendim için yaptığım elim. İskelet Elim dedim ben ona. En son yaptığım el. Keçe ve DMC nakış ipiyle çalıştım.