Sayfalar

naz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
naz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2012 Salı

Kurabiye Adamlı Kurabiye Sepeti


5. Kasım yeğenim Naz' ın doğum günüydü. Hediyesinin yanında onun "çiğ adam" dediği, çok sevdiği  ve kağıttan kesilmişleriyle bile saatlerce oynadığı gerçek kurabiye adamlar yaptım. Kurabiye adamları tek tek poşetleyip kurdelayla bağladım. Sunum için de bu keçe kurabiye adamlı keçe sepeti hazırladım. 

Bu kadar kurabiye adam figürünü bir arada bulmuşken, stoktaki kurabiye adamlı runnerlardan biriyle bol bol fotoğrafladım.
Naz'ın okuldaki doğumgününden bir kare...

27 Eylül 2012 Perşembe

Cupcake ve Kurabiye Adamlı Yenilesi Runner

       Herkes yaptığı işin sonucunu bu kadar seviyor mu ben mi anormalim bilemedim. Yok, inanın kendini beğenmişlik türünden bir sevme değil bu. Sonucu, sonuçtan duyduğum mutluluğu seviyorum ben. Yaşama enerjisi veriyor bana bu anlar ve tekrar tekrar yaşamak istiyorum.
      Bu runnerı kardeşim için yaptım. Naz (yeğenim) bu kurabiye adamları çok seviyor. Kağıttan çok kez kestim onun için ve o kağıtları bile aylardır yırtmadan saklıyor. Kurabiye adama "çiğ adam" diyor, sanırım çim adamla karıştırıyor :) Biraz ona özel bir çalışma oldu. Cupcakeler de Ada'nın olsun...
 Onun masası benimkinden daha büyük. Benimkinin açılmış haliyle tam geldi. 
Fotoğrafı biraz eskittim...

30 Kasım 2011 Çarşamba

Naz'ın Jean Taytına Keçe Çiçeklerden Yama


     
       3 yaşındaki yeğenim Naz'a bu jean tayt çok yakışıyor. Nazar değdirdik sanırım, sert bir yere taktırmış ve dizinde minik bir delik açılmış. Minik bir kurtarma operasyonu yaptım. Birkaç keçe çiçek daha etrafa ve diğer paçaya serpiştirdim. Çiçeklerin ortasına boncuk dikecektim fakat dizine batabilir düşüncesiyle vazgeçip, sadece iplikle tohum yaptım.

       Çiçekler Sesishapes'te sattığım çiçeklerden. Bu tür bir işlem için elbette evde de çiçek veya istediğiniz bir şekil kesip kullanabilirsiniz.

23 Kasım 2010 Salı

Keçe Çiçeklerle Atkı- Bere Süsledim

Yok elbette ben örmedim. Geçtiğimiz haftalarda Naz için süslemek amaçlı aldım bu atkı-bere takımını.
       Keçe çiçeklerle, yapraklarla süsledim. Sahibi hediyeyi verdiğim sırada çok hırçın ve ağlaktı. Üzerinde fotoğraflayamadım :( Aşağıdaki fotoğraf uyku öncesi şirinlik...
Bu gecenin sonunda

9 Kasım 2010 Salı

Sevgili Günlük- Birkaç Günlük Rapor

       Kışlık evi geçen hafta temizlettim. Burayı yavaş yavaş topluyorum. Ayakkabı kutularından bir dağ öbür eve gitmek üzere misafir yatak odasında yer kaplıyor. Yatakların üzeri oraya gidecek giysilerle dolu. (Nedense çoğu da bana ait) Malzemelerimin birçoğunu götürdüm. Sadece bu haftaki siparişlerim için gerekli olanları bıraktım. Az önce son siparişimi de tamamlayıp, paketledim. Gitmeye hazırız. Eşim yarın sabah İtalya'ya gidiyor. O dönünce gitmeye karar verdim. Yoksa altından kalkamayacağım.
       Cumartesi günü Bostancı Gösteri Merkezi'nde, Candan Erçetin konserindeydik. Açıkçası bu kadar eğleneceğimi sanmıyordum. Sahnesi çok iyiydi. Hasta olmasına rağmen sesi pürüzsüz ve hatasızdı. Bir ara playback yaptığından bile şüphelendim ne yalan söyleyeyim. Konuşurken çatallı, kısık çıkan o ses, şarkı söylerken nasıl da güzelleşiyordu.
       Konserden önce havanın güzel oluşundan faydalanıp biraz yürüdük...
    
       Üzerimdeki saks mavi tuniği geçen hafta aniden aklıma gelip, 1 saat içinde diktim. Bir ara detaylı fotoğraflarım. Çok pratik kesimli ve az dikişli bir model. Dikmekten çok püskül kesmekle uğraştım diyebilirim.

      Ne zamandan beri bu kadar çok bağıra bağıra şarkı söylememiştim, sesim kısıldı. Grubumuz zaten çok uyumlu ve eğlenceli, yolculuğumuz da çok güzel geçti.


       Şimdiye kadar yediğim en berbat balığı pişiren restaurant. Balıklar neredeyse doğal renkleri ve yumuşaklıklarındaydı. Sushi yedik sayılır. Bostancı sahilinde buraya yolunuz düşerse bu yazdıklarımı dikkate alın ve burada balık yemeyin.
       Pazar günü Naz'ımın 2. doğum günüydü. Naz daha çok ve sadece balonlar, mumlar ve maytaplarla ilgilendiği için olayın tadını Ada çıkardı. Bütün hediyeleri o açtı. Teşekkürlerini sundu :) Zaten biz de dahil herkes ikisine de ayrı ayrı hediye almıştı. Aksi takdirde çok kıskanıyor.

14 Eylül 2010 Salı

Naz' a Kuşlu Toka

 Naz için yaptım bu tokayı. Dış mekan çekimi yaptık :) Yakışmış mı?
Naz için yaptığım saç tüpü için buraya bakabilirsiniz.

19 Ocak 2010 Salı

Naz' a Örgü Elbise ve Bere






Yine annem ördü, ben süsledim. Yine Naz için...
Bir elbise ve bir bere.
Bakın bakalım beğenecek misiniz?

Berenin ipinden tozluk ta örmüş, o da çok tatlı. Hepsini giydirip üzerinde fotoğraflarım belki.


Devamı için başlığa tıklayın...

17 Aralık 2009 Perşembe

Sevgili Günlük- Tu Ken Se :)

       Siparişlerim bitti, yarın gündüz gözüyle fotoğraflayıp kargoya vereceğim. Kargodan kargoya alışverişe gider oldum. Evden çıkmak istemiyorum. Bugün kartvizit için çıkacaktım, giyinmeye diye kalktım, balkona çıktım, bir sigara yaktım, içeri girdiğimde vazgeçmiştim. Amaaaan yarın kargo için çıkınca hallederim, dedim. Yarın bir çıkarsam eve zor dönecek kadar çok iş birikti.

    Nohut ısladım, yarına etli nohut yapacağım. Karar verince yapmış kadar oluyorum. Zaten ana yemek olunca gerisi kolay. Canım çok taze fasulye istiyor, mevsimi değil ama istiyor işte. 3 kilo aldım, sinir oluyorum. Cumartesi günü annem, babam ve  kardeşim gelmişti. Annem dönünce aradı. Yüzüme niye söylemediyse... Yüzün çok güzel geldi bana, dedi. Eeee kilo alınca güzel oluyor tabii yüzümüz.

       O gün Ada'yla Naz'ı mıncıkladım. Fakat Ada'nın hali bir başka. Onu daha çok mıncıkladım. Naz henüz saftirik modunda, ne yapsan gülüyor o kadar. Aaaa bir de yürüyor. Sanki yıllardır bu işi yapıyormuş gibi özgüvenle 6-7 adım atıyor. Ada' ya gülmekten yüzüm kırıştı. Öğlen uykusuna yatacaktı. Doğduğundan beri müzikle uyuyor ve kulağı çok iyi. Ebru (kardeşim) telefon elinde onu yatırmaya gitti.  "Anne tu ken se yi aç", dedi Ada ??? Ebru' ya da ilk söylediğinde o da şaşırmış. Telefondaki bütün parçaları tek tek çalmış, "hah bu demiş Ada"... Enya' nın Only Time 'ından bahsediyormuş bizimki :)
Şarkıda geçen "Who can say" kısmına kendince "tu ken se" olarak yorumlamış. Zevkli çocuğum benim. Çok özledim seni.

       Bir de eşimin laptopundan yazıyorum şu anda. 3 gündür dikkat ettim, trafikte beni hep İzmir'den geliyor gösteriyor. Allah Allaaah...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Oyuncaklara Devam



Bu bebeklerden kalan çorapları en küçük parçasına kadar değerlendirdim. Komşumuzun bebeğine hediye ettim. Bu seferkinin başlığını biraz büyük yapmışım. Yukarıdan toplayıp içine elyaf doldurdum. Toplu model oldu. Kedi ve balığı özellikle ince çalıştım. Bbeklerin elleirne kolayca alıp, rahatça kemirmeleri için...
En son kalan elyafla da pazen arabayı yaptım.
Fotoğrafa tıklayın, büyüsün.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Çoraptan Bebek Yaptım

       Cumartesi günü akşam üzeri alelacele yaptım bu bebekleri. O akşam Naz' ın doğum günü kutlaması vardı, hediyesini önceden almıştım ama gitmemize 2 saat kala aklıma düştü bu bebekler. Geçen hafta sırf bu proje için çorap almış ve yıkamıştım. Annem de "artık bebeklerle çok ilgileniyor", demişti telefonda. Yapmam lazımdı acilen...

       El yapımı oyuncakları hep çok sevdim, oğlum için de çok oyuncak yapmıştım. O zamanlar böyle herşeyin fotosunu çekme alışkanlığım yoktu, arşivleyemedim. Erkek çocuklarına yapacağınız oyuncaklar sınırlı. Hazır kızımız varken tüm giyim, süsleme, aksesuar, bebek vs... heveslerimizi alalım. ( Naz için bu konuda çok hayalim var. İlk ojesini ben alacağım, ilk aşkını bana anlatacak, vs... Aannesiyle anlaştık bu konuda, o da tamam, dedi :) )



       Konuyu dağıttım yine... Neyse işte ilk önce pembe bebeği yaptım. Sonra aklıma Naz' ın kuzeni  Duru geldi.  O da 4 yaşında. Mavi çoraptan bir bebek te ona yaptım.

       Bebeklerin kafasında görünen saç, başka bir çorabın burun kısmı. Pembe bebeğin totosu çorabın topuk kısmı. Mavide o kısmı içten diktim. Şapkalar çorapların burun kısmı. Pembede bacakları ayrı çalıştım, mavide birleşik, sadece dikiş geçtim. İçlerine silikonlu elyaf doldurdum.

       Boyun kısmını birleştirmekte zorlandım biraz. Bu akşam bir bebek daha yaptım. Onda başka bir teknik uydurdum, daha kullanışlı ve kolay oldu.

      Yüzünü işledim.

      Bebeklere paket bile yapmaya fırsat olmadan eşim geldi ve gittik. Ada meraklısı çantanın üst kısmında duran bebekleri görünce aklıma kıskanabileceği geldi. Neyse ki, "aaa bebekmiş", diyerek ilgilenmeden çekti, gitti. Naz' ın bütün hediyelerini o açtı. Çoğuna sahip çıktı. Pastanın mumlarını 10 kez yaktırıp, üfledi. İlgiyi Naz' a kaydırmamak için elinden ne geliyorsa yaptı. Ada' yı evindeyken daha bir seviyorum ben. Evinde çok daha tatlı oluyor nedense. Evine çok yakışıyor, diye tabir ediyorum ben bunu. En sonunda yoruldu, cdyi takıp Caillou izlemeye kuruldu. Dedeler, amcalar, babalar, abiler, halalar, teyzeler, anneanneler, babaanneler vs... herkes mecburen tüm gece Caillou izledi :)




       Aslında bun lar geri dönüşüm projeleri ama bizde böyle renkli çorap yoktu. Ben genelde düz renk patik çorap kullanıyorum. Evde olsa da kullanmayı düşünmezdim, çünkü bebek oyuncağı olacağı için kullanılmış materyal kullanmak istemezdim. Çorapları yeni aldım ve yıkadım. Naz her bulduğunu ağzına sokuyor çünkü.

       İkisi de bebeklerini çok sevdiler. Naz' ın yüz ifadesi çok komikti. "Ayyyy", diye diye sarıldı bebişine...

27 Ekim 2009 Salı

Naz' a Pazen Elbise


       Kumaşçıya yaşlı kadın pazeni istiyorum dedim. Eteklik mi? dedi. Sinir olurum alacağım şeyden ne yapacağımı soran erkek esnaflara. Senin mutfak perdesi diye sattığınla elbise bile diktim ben, banyo peştemalinden de yine elbise diktim. Hadi nalburların sorularına alıştım, onlar haklı bir nebze de, tuhafiyecilerin soruları gerçekten tuhaf ve bunaltıyor beni.

       Bayan esnaflar daha bir anlayışlı ve tuhaflıklara açık. Mesela geçen masa örtüsü kumaşına bakarken, kadın bana, "siz bundan masa örtüsü yapacakmış gibi bakmıyorsunuz pek", diyerek gülümsedi.

      Aman neyse işte, geçen bayram Naz için diktim bu elbiseyi. Kalıbını annemin ördüğü bu elbiseden çıkardım. Yoksa gözümle kestiremiyorum bebek ölçüleirni ben. Robalı, kollarda ve roba altında ikişer pili yaptım. Olmazsa olmaz kuşumu keçeden kesip, diktim. Yaka ve roba dikişini sutaşıyla süsledim.Yakası biraz açık olmuş, eve geri getirdim. Kalan kumaşla da bandana dikmiştim, ne yapsam ne yapsam derken yaka genişliğinde lastik ördüm ve yakaya diktim.

       Öyle pembe falan değil, siyah ya da sütlü kahve kilotlu çorapla, yine pembe olmayan bir renkte ugglarla giymesi şartında vereceğim ona :)
Mesela bunlar gibi...

 


22 Ekim 2009 Perşembe

Naz' a Elbise


       Bu elbiseyi annem Naz' a yazın boş dururken örmüştü. Süslemem için bana bıraktı. Daha nasılsa giymez diye el atmamıştım. Havalar soğudu, annem elbisenin akibetini merak eder oldu. Ben de geçen akşam oturup süsledim.


      Mantar aplikesinin içini dolgulu yaptım. Fotoğrafta çok belli olmamış ama tontiş tontiş duruyor. Kelebek yo yodan. Yo yoyu ortadan büzüp, anten yapınca kelebek oluverdi. :)

İşlemeleri elişi orlonuyla, zincir işi tekniğiyle yaptım.
Elbisenin etek uçarındaki minik dilimler çok hoşuma gitti.
Annem belindeki ipi kendi ipinden burup yapmıştı, ben onu çıkarıp yerine bu ebruli şerit iplerden geçirdim. Elbisenin rengi aslında fotoğraftakinden daha canlı bir yeşil. Bugün fotoğraf çekerken hava kapalıydı, gerçek rengi ortaya çıkaramamışım.

Bu da arkadan görünüşü.

Daha önce Naz için yaptığım  saç tüpü burada...

(bu arada Naz 5 Kasım'da 1 yaşına giriyor ama hala kel sayılır .) )

Yine daha önce Naz' a yaptığım elbise süslemesi de burada...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Sevgili Günlük- Seçmeler...

       Hafta sonu annemlere mangala gittik. Annemle babamın da 40. evlilik yıldönümleriydi. Biz orada olduğumuz için çıkamadılar tabii :) Babam, "olsun hanım, ben de seni yarın yemeğe götürürüm", dedi, bize nispet yaparcasına. Hepimiz oradaydık. Erkek kardeşim de gelmişti. Güldük, eğlendik...

Bu sözü unutan ben, dün akşam üzeri annemleri aradım. Sonra yine aradım, yine aradım, evde yoktular. Cepten arayacaktım ki aklıma yemeğe çıkmış olabilecekleri geldi. Oğluma bu tahminimi söyleyince, bu ara sık sık hastalanan anneannesi ve dedesi için, " aman acile gitmiş olmasınlar da" deyip, içime kurt düşürdü. O arada kardeşim aradı, annemlerin yemeğe çıktıklarını teyit etti, ben de "ohh" dedim.

       Biz onlara bir sürü romantik yer tavsiye etmiştik. Annem babama ben gezmek istiyorum deyince, alışveriş merkezine gitmişler. Yapı market gezmişler :) Sultanahmet Köftecisi'nin romantik  :) ortamında babam anneme tektaş hediye etmiş. Geçen anneler gününde babamın aldığı yüzüğü kaybedip, ona hala söyleyemeyen annem, bunun acısıyla "bunu yapmayacaktın", demiş. Babam da annemin bu sürprize bayıldığını düşünerek gurur olmuş.
(Babacım blogumu okumuyorsundur umarım.)

       Neyse hafta sonu Ada' yla bol bol oyun oynadık. Oyunu bizzat rol alarak oynamayı çok seviyor. Sen şimdi şusun, şimdi busun denildiğinde, anında rolden role giriyor. Hayal gücü çok geniş, şimdiki tüm çocuklar gibi. O kadar güzel rolüne adapte oluyor ki, ondaki heyecanı gördüğümde içim kımıl kımıl oluyor. Ne güzel şey çocuk olmak. Ne güzel şey Ada' nın teyzesi olmak. Artık büyük tuvaletini de sorunsuz yapabiliyor. 3-4 gün saklıyordu, kakasından korkuyordu. İki haftadır normal insanlar gibi vaktinde ve tuvalete yapabiliyor. Bu alışkanlığın tam kreşe başlamasıyla eş zamanlı edinilmesi de ayrıca sevindirdi hepimizi.

       Neyse işte hafta sonu Ada'yla masal oynadık. Masal oynarken o masalı tiyatro şeklinde oynuyoruz ve bu onun çok hoşuna gidiyor. Geçen sefer onun deyimiyle "Kalpli Kurttan (kötü kalpli kurt) Kaçan 3 Küçük Civcivi" oynamıştık. En hoşuna giden civcivlerin evlerinin yıkılması olayıydı. Yerlere yattı gülmekten. Sonunda kurt bacadan girip kaynar suya düştüğünde, "artık arkadaş olalım, yeme bizi, kurdu öpelim" diye olayı mutlu sona bağladı kendiliğinden. :)

       Bu seferki masalımız Hansel ve Gretel' di. Berkehan oduncu babamızdı. Ada Hansel, ben de Gretel'dim. Ebru (Ada'nın annesi-kardeşim) karşı koltukta Naz'ın yemeğini yediriyor, Naz gözlerini kocaman açmış bizi izliyordu. Oduncu babamız odunlarını keserken, biz Hansel' le sarılıp uykuya daldık. Oduncu babamız saklandı ve ben telaşla uyanıp "Hansel uyan uyan babamız yok" diyerek onu uyandırdım. Ada etrafına müthiş heyecanla bakıp, annesini gözüne kestirip sevinçle bağırdı:

"OLSUN ANNEMİZ VAR" :) :) :)

       Hepimiz koptuk, yerlere yattık. Bu sahneyi defalarca oynayıp, odadaki anneyi, babayı, dayıyı vs... gelen geçeni binbir güçlükle yok sayıp, nihayet pastadan, çikolatadan yapılma evin içine girip, cadı kadına kendimizi kafese kilitlettik. Babamız bizi kurtarmaya geldi ama Ada inatla kafesten ve pastadan evden çıkmak istemedi :) Bu masal da bu şekilde bitti. :)

HAMDİCİK :)

       Geçenlerde aldığım bilekliği görünce oğlum, "aaaaaa hamdicikli kolyenle takım olmuş", dedi. "Hönkkk" diye kaldım. Sonradan anlaşıldı ki, 2 yıl önce eşimin aldığı yusufçuklu  kolyeden bahsediyormuş.
Hamdicik = Yusufçukmuş yani :)
(Bu arada oğlum 14 yaşında :) )

16 Temmuz 2009 Perşembe

Naz'a Elbise...

Bu etekleri teyzem Hollanda'dan getirmişti. Pastel tonlarda tüm renkleri mevcut. İncecik lycralı havludan yapılmış. Naz' ın bunları etek olarak giymesi için önünde 4-5 yıl daha vardı. Ben de birini çaktırmadan alıp aklıma ilk geleni uygulamak istedim.
Önce yo-yolar hazırladım. Fotoğraftakinden daha küçük daireler hazırladım. Bunlar ilk kestiklerim. Gözüme büyük gelince küçülttüm çaplarını.
Bahçeye kurmuştum çilingir soframı :) Komşularım da masamın bir köşesine sıkışıp dergi kıvırdılar. Onlardan yaptıklarımızı da daha sonraki günlerde görebilirsiniz.
Yo-yoların üzerine keçeden daireler kesip, dikip süsledim. Çiçeğin birini keçeden yaptım. Sapları zincir işi tekniğiyle işledim. Beni görünce kaçan bir de kelebek kondurdum keçeden...
Askılarını neyden yapsam, neyden yapsam diye süslediğimden daha fazla düşündüm. Narin omuzlarını acıtmasın istedim tatlışımın. Yo-yoları yaptığım kumaştan kulaklı bantlar hazırlayıp diktim. Fotoğraf çekerken bağladım. Üzerinde ölçüp, düğme dikerim belki diye düşündüm. Geçen akşam kardeşime gittiğimizde giydirip fotoğraflamak istedim ama diş çıkarıyor sanırım, çok keyifsizdi. Yormak istemedim. Kısa süre sonra da uyudu zaten. Altına da renkli, fırfırlı, komik şortlarından giyerek kombinler sanıyorum.