Sayfalar

7 Mayıs 2009 Perşembe

Keçe Süslerim...

Bu keçe çalışmalarını farklı yerde kullanabiliriz. Ben Elim Sende Etkinliğimiz için çalıştım.
Doğaçlama kestiğim keçelerden kompozisyonlar oluşturdum. Farklı el nakışı ve süsleme teknikleriyle, beni anlatan minik parça tellerle çalıştım. Keçeye el nakışını, basit dikişleri çok yakıştırıyorum ben...
Bittiğinde el zeminlerini süsleyecek renkli keçe süslerim olmuştu ve çok sevdim onları...
Yazdığım gibi farklı amaçlarla da kullanılabilir. Broş olarak, çantalara, şapkalara, berelere, giysilere, panolara, vs... aplike edilebilir.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Elim Sende Final...


 
Evettt Elim Sende Etkinliğimizi tamamladık. Şu ana kadar gizli kapaklı işerimizi yürüttüğümüz atölyemiz genele açıldı. Hazırlıklı olun çok geniş sanatsal bir el arşivi sizi bekliyor olacak. Toplamda 27 kişiydik. Herkes yapabileceği el sayısını belirtti ve ayrı sayılardan oluşan gruplar oluşturduk. Ben 9 elle katılacağımı söyledim ama gönlü güzel arkadaşlarım bana hediye el yapmak istediler ve ben de onlara kendi elimi yollamak istedim. Sonuçta toplamda 15 el yaparak etkinliği bitirdim. Ekip arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok keyifli bir süreç geçirdik. İlk 2 gün ve son birkaç gün organize olma sıkıntısı yaşadık. Grup sayıları havuz problemine döndü :) Arkadaşlarımın da büyük yardımıyla bu işi de hallettik. Şimdi eller yavaş yavaş postaya verilmeye başlandı. Bende şu an ikisi benim, diğer ikisi Sakarya grubuna dağıtılmak üzere toplamda dört el var. Bakıp bakıp seviyorum becerikli, zevkli arkadaşlarımın ellerini.  
Katılımcı arkadaşlarıma tüm kalbimle çok teşekkür ediyorum. İyi ki yapmışız diyorum. ve devamını diliyorum.
Ben hergün bir elimi ayrıntılarıyla "Günün Eli" olarak yayınlayacağım.

5 Mayıs 2009 Salı

Sevgili Günlük- Hıdırellez


Çocukluğumdan beri annemin katkılarıyla :) unutmadığımız bir gelenektir Hıdırellez. O akşam soğanlar bağlanır, gül ağacına kırmızı bezlere sarılı paralar bağlanır, toprağa resimler çizilir, ateş üzerinden atlanır, vs... Evlendikten sonra ben unutsam bile annem telefon edip hatırlatır. Ben unuttuysam diye de her ihtimale karşı benim ve bütün çocuklarının soğanını, parasını o bağlar.
Önceleri eğlencesine yaptığım bu ritüele iyice inanır oldum. Çünkü bunca yıldır bağladığımız soğanlar hiç yalancı çıkmadı. Bilmeyenler için bulabildiğiniz ekili taze soğan saplarından ikisini bir boy kesip birine kırmızı ya da başka renk, diğerine beyaz ip bağlayın. İster sefa mı, cefa mı diye, isterseniz de kişisel bir dilek tutun. Sabah erkenden kalkıp soğanlarınıza bakın. İnanılmaz şekilde biri diğerinden farklı uzuyor. Uzayan hangi seçeneğinizse o olacak diyorsunuz. Şimdiye kadar hep doğru çıktı bu soğanlar. Sonra bahçenizde bir yere ev, araba, okul vs... ne isterseniz onun resmini, derme-çatma maketini yapıyorsunuz. Üniversitedeyken yurtta sevgilisi olan arkadaşlar kağıttan gelinlik yapıp cama asmışlardı:)
Bir de gül ağacına para bağlama olayı var. Kırmızı bir bez parçasına sardığınız bozuk parayı akşamdan gülün dalına bağlayıp, sabah erkenden alıyorsunuz. Sonra o parayı cüzdanınızda saklıyorsunuz, bereket getirsin diye. Normalde hemen hemen hiç batıl inancım yoktur ama hıdırellezi ayrı tutarım bunlardan... Geçen yıl anneler gününde eşimin teyzesini de ziyarete gittik, o da hepimiz için ayrı ayrı centler bağlamış, anneminkilerle birlikte cüzdanımda duruyor.
Akşama da sitede ateş yakıp atlayacağız yağmur yağmazsa. Eskiden 6 mayısta pikniğe de giderdik. Oğlum yarın dersanenin düzenlediği pikniğe gidecek...
Hepinize bahar gibi güzel, renkli, bereketli, missler gibi bir yaşam diliyorum ve tüm sevdiklerinizle beraber tabii...

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Sevgili Günlük- Gözlük Muhabbeti...

Bugün yazın oturduğumuz evimizin açılışını yapmak üzere gittim. Temizliğe kadın geldi, bitmedi çarşamba günü de gelecek. Yarın başka işlerim var, bir gün mola vermek te iyi gelecek. Hem bu arada makinada yıkadığım küçük halılarım kurumuş ve halı yıkama şirketine verdiğim halılarım da gelmiş olacak. Hava da bugün ne kötüydü. Güneş istiyorum, güneşle uyanmak istiyorum. Şu anda bileklerim müthiş derecede ağrıyor. Özellikle 4-5 aydır ellerim ve bileklerim çok sık ağrıyor nedense. Takı yaparken, özellikle telle çalışırken, polimer kilde merdaneyle ve makinayla çalışırken, keçe çalışırken, laptop başındayken... toplamda bileklerimin canına okudum sanıyorum, bunlar onun sinyalleri. Geçen sene bu zamanlar ellerimdeki nikel sülfat allerjisiyle uğraşmaya başlamıştım, bu yılki el arızam bakalım ne olacak derken ağrılarım başladı. Ellerimi açık tutmakta zorlanıyorum. Var benim bu ellerimde birşey. Bir aralar üstüste 3 yıl periyodik olarak ayaklarımla uğraştım. Bir yıl ayak bileğim çatladı, bir yıl topuğum çıktı, bir yıl feci şekilde burkulup şişti. Şimdi sıra ellerimde sanırım.
Yıllardır lens kullanmak sebebiyle ara verdiğim ve şu anda lens kullanamadığım ve laser olamadığım için kullanmak zorunda olduğum gözlüklerim de bugün elime geçti. Bütün gün gördüğüm tüm kemik çerçeveleri deneyip (allerjimden dolayı metal kullanamıyorum) sonunda üfff tamam bu olsun dediğim sevgili gıcık gözlüklerim. Akşam eve geldiğimde masanın üzerinde duruyorlardı. Burberry kılıfının şirinliği bile cezbetmedi beni. Önce gizli gizli takıp aynaya baktım. "Bööğğk" dedim. Gözlükçüde daha güzel olmuştu oysa ki... Eşim içeriden, "kesin gözlüğünü takıp aynaya bakıyorsun, değil mi?" diye seslendi. Oğlum da onu tasdikledi. "İçeri gelsene", dediler. Özel istek üzerine yanlarına gittim. "Hiç beğenmedim", dedim. Eşim, "çok güzelmiş, çok ta yakıştı", dedi. "Ben bu şeyi dışarıda takmam", dedim. Bana güldüler. Gözlüğümü takıp, hiçbirşey göremeyip, "uwwww sen normalde nasıl görüyordun", diyerek şaşırdılar. Eşim, "beni nasıl buldun", diye gıcık bir espri bile yaptı. O saatten beri çıkarmadım ama aklımdan da çıkarmadım. Dışarıda takmam ben bunu. Zaten kırmızılısını almadığıma pişman oldum. Orada çok çiğ, basit gelmişti gözüme...
Tüm bunların yanında acayip güzelmiş dünya, acayip renkliymiş, netmiş. Laptopun ekranı pırıl pırıl parlıyor. Elif Şafak'ın Aşk'ını alıp 50 küsur sayfa okumuş, iş-güç ara verip günlerdir başucumda bekletiyordum, bu gazla 2 saat kitap bile okudum...
Sinyal kalitesindeki düşüş ve öbür eve geçeceğimiz için Digitürkü kapatma başvurusu yapmıştık. Türlü indirim seçeneklerini kabul etmeyince Mayıs ayına kadar ücretsiz izleyin, öyle karar verin demişlerdi. Bu sabah itibarıyla Digitürk te kapandı. Hatta arkadaşlarım bugün Türkmax'ta çıkacaklardı, onları da izleyemedim. İnternet bağlantım için de 9 Mayısta kapatılmak üzere dün akşam Koçneti aradım. Aynı zamanda diğer ev için internet başvurumu da yaptım.
Yarın anneler günü hediyeleri, arkadaş toplantısı, her yerde arayıp istediğim gibi olanını bulamayıp, internet sitesinden gözüme kestirip İstanbul, Adapazarı ve Düzce olmak üzere üç ayrı Mudo mağazasında da bulamayıp yine Mudo'nun internet sitesinden sipariş vermek zorunda kaldığım deri suplalarım için banka havalelesi yapmak üzere, dışarıda bir ton işim var. İnternet sitesinde bile en fazla 11 adet sipariş verebilirsiniz diyordu. Ben de 11 adet saçma geldiği ve zaten masaya da 10 adetten fazla servis sığmadığı için 10 adet sipariş verdim. Bu arada bugün taaa yılbaşında Ankara'dan aldığım kumaşlarımı masamda nihayet ölçüp biçip masa örtüsü olacak şekilde kestim. Yarın onları da dikime vereceğim. Lakin uğraşamayacağım köşe falan yapmakla. İki hafta sonra kalabalık bir gruba yemek davetim var. Onun için bu hummalı hazırlık...
Gerçek günlük yazıyor gibi hissettim kendimi. Daha fazla özele girmeden, mektubuma burada son veriyorum.
Bir de MUTLUYUM...

Polimer Kil Dişli Kolye:)

Bu kolye de 2-3 yıllık. Açık renk olanlar fosforlu polimer kil. Gece yolda takarsanız araçlar sizi farkedebilir:) Şaka bir yana karanlıktaki görüntüsü çok hoş olmuştu. Boncukları diş şeklinde hazırlayıp deldim ve pişirip vernikledim. Çelik tele dizip, boyun kısmını ahşap boncuklarla tamamladım.
Tüm takı tasarımlarımı Takı Kulübü'nde görebilirsiniz.
Beni çok yoğun, fakat bir o kadar da güzel bir hafta bekliyor. Çok sevdiğim bir meşguliyetim olacak bu hafta. Hepinize mutlu haftalar.